Aylık arşiv Nisan 29, 2025

Faire du bon travail

Synonyme : Faire un travail remarquable (exceptionnel), bien faire les choses, réaliser un excellent travail, bien s’en sortir, assurer

Faire du bon travail kalıbı, Fransızca’da “iyi iş yapmak” veya “iyi iş çıkarmak” anlamına gelir.

  • Tu as fait du bon travail sur ce projet. (Bu projede iyi iş çıkardın.)
  • Elle fait toujours du bon travail, elle est très sérieuse. (O her zaman iyi iş çıkarır, çok ciddidir.)
  • Mes élèves ont fait du bon travail. (Öğrencilerim iyi iş çıkardı.)
  • Merci pour le cours, on a fait du bon travail à l’examen de français ! (Ders için teşekkürler, Fransızca sınavında iyi iş çıkardık!)

 

Not:

📌Faire du bon travail (courant): Genel başarıyı övmek için, özellikle iş, okul veya ekip çalışmasında.

📌Assurer(familier): “harika iş çıkarmak” anlamı familier ve biraz argo, samimi bir ton.

📌S’en bien sortir: Zorluk içeren durumlarda daha yaygın (sınav, kriz, yarışma)

 

  • On a fait du bon travail à l’examen de français. (Fransızca sınavında iyi iş çıkardık.)

Karşı taraf ne anlar ?: Öğrencinin sınavda başarılı ve özenli bir çalışma yaptığını, iyi bir sonuç ürettiğini düşünür. Daha çok sonuç odaklı.

Ton: Nötr, profesyonel, takdir edici.

 

  • On a assuré à l’examen de français ! (Fransızca sınavında harika iş çıkardık!)

Ton: Familier kullanım şekli. Daha çok arkadaşlar arasında veya rahat bir ortamda kullanılır.

 

  • On s’en est bien sortis à l’examen de français. (Fransızca sınavının iyi üstesinden geldik.)

Karşı taraf ne anlar?: Öğrencinin sınavın zorluğuna rağmen başarılı olduğunu, belki beklenenden iyi performans gösterdiğini düşünür. Daha çok süreç ve çaba odaklı.

Ton: Samimi (familier), motive edici, “Zordu ama yaptık!” havası.

 

  • Mon équipe a fait un travail remarquable sur ce projet ! (Ekibim bu projede olağanüstü iş çıkardı!)
  • Fier de mes collègues qui ont réalisé un excellent travail ! (Mükemmel iş yapan meslektaşlarımla gurur duyuyorum!)
  • Il assure grave en maths ! (Matematikte gerçekten çok iyi iş çıkarıyor!)
  • Tu as bien fait les choses, bravo ! (İşi çok güzel yaptın, tebrikler!)
  • La seule façon de faire du bon travail, c’est d’aimer ce que vous faites. (İyi iş çıkarmanın tek yolu yaptığınız işi sevmektir.)

Faire ou Jouer

Faire + de + sport ou instrument ou toutes les autres activités (sauf les jeux)

 

FAIRE DE + SPORT

  • Ils font du basketball.
  • Tu fais de la natation.
  • Je ne fais pas de tennis.
  • Je fais du patinage tous les dimanches avec mes amis. (Her pazar arkadaşlarımla buz pateni yapıyorum.)

 

FAIRE DE + ACTIVITÉ

  • Ma cousine fait de l’équitation depuis cinq ans. (Kuzenim beş yıldır binicilik yapıyor.)
  • Je fais de la randonnée tous les week-ends. (Her hafta sonu doğa yürüyüşü yapıyorum.)
  • Elle fait de la peinture depuis son enfance. (Küçüklüğünden beri resim yapıyor.)

 

FAIRE DE + INSTRUMENT DE MUSIQUE

  • Je fais de la flûte.
  • Mon frère apprend à faire de la clarinette depuis trois mois. (Erkek kardeşim üç aydır klarnet çalmayı öğreniyor.)
  • Il adore faire de la batterie, mais ses voisins se plaignent du bruit ! (Davul çalmayı çok seviyor ama komşuları sesten şikâyet ediyor!)

 

          Jouer + à + sport d’équipe (avec un ballon ou une balle) ou jeux

 

JOUER À + SPORT D’EQUIPE

🎯 Sadece top, disk ya da benzeri bir nesneyle oynanan sporlarda hem “jouer à” hem de “faire de” yapısını kullanabiliriz. Mesela tenis, futbol, buz hokeyi, voleybol, basketbol, golf, masa tenisi, polo, kriket gibi sporlarda bu iki yapı da doğru olur.

  • Je joue au football. / Je fais du football.
  • Nous aimons jouer au volleyball en été. (Yazın voleybol oynamayı severiz.)

(au hockey, au polo, au cricket, au handball, au volleyball, au rugby, au golf, au ping-pong …)

🎯 Ama top, balon, disk olmadığında artık “jouer à” ifadesini kullanamayız.

  • Je joue au judo. (Yanlış)
    Je fais du judo. / Je pratique le judo. (Doğru)

 

JOUER À + JEUX

“Jouer à” ifadesi genellikle oyunlarla birlikte kullanılır. Masa oyunları hem de çocuk oyunları için düşünebiliriz.

  • Les vieux jouent à la pétanque chaque dimanche. (Yaşlılar her pazar petank oynar.)
  • Ils jouent aux échecs ensemble. (Birlikte satranç oynuyorlar.)
  • Il adore jouer au poker ou aux dominos avec ses collègues après le travail. ( İşten sonra iş arkadaşlarıyla poker ya da domino oynamaya bayılır.)

 

JOUER DE + INSTRUMENT DE MUSIQUE

Fransızcada “jouer de” yapısı, müzik aleti çalmak için kullanılır.

  • Mon grand-père joue de l’accordéon. (Büyükbabam akordeon çalıyor.)
  • Ils jouent des percussions dans un groupe. (Bir grupta perküsyon çalıyorlar.)
  • Il joue du tambour dans l’orchestre. (Orkestrada davul çalıyor.)

 

Complète les phrases avec la bonne expression : faire de, jouer à ou jouer de

  1. Elles _______  tennis tous les samedis.
  2. Nous _______ ‘équitation.
  3. Je _______  rugby.
  4. Elle ne sait pas _______ échecs.
  5. Est-ce qu’il _______ flûte aussi ?
  6. Le dimanche, nous aimons_______  randonnée en montagne.
  7. Est-ce que tu veux_______  Monopoly ce soir ?
  8. Julie adore _______ photographie pendant ses voyages.

 

Ramer

 

  1. Sens propre (gerçek anlamda)

➡️Une rame: Kürek

➡️Ramer: Kürek çekmek

  • Il va traverser l’Atlantique à la rame.  (Atlantik’i kürek çekerek geçecek.)
  • Paul rame sur le fleuve avec ses amis. (Paul nehirde arkadaşlarıyla kürek çekiyor.)

 

  1. Sens figuré (mecaz anlamda)

Galérer, avoir du mal, avoir des difficultés

➡️Une rame: Bir dizi vagon, yani bir tren seti

➡️Ramer: zorlanmak, yavaş ilerlemek

“Ramer” kelimesi günlük hayatta sıkça kullanılmakla birlikte, bazen bir durumu ya da kişinin çabalarını yavaş ve zor bir şekilde yapmasını anlatmak için de kullanılır. Yani, hem “zorlanmak” hem de “çok yavaş gitmek” anlamlarına gelir.

 

  • Je rame en maths. (Zorlanıyorum.)
  • On rame depuis des semaines sur ce projet. (Haftalardır bu projede debelenip duruyoruz.)
  • Il rame pour expliquer son idée clairement. (Fikrini açıkça anlatmakta zorlanıyor.)
  • Une rame de métro arrive à la station. (Bir metro treni istasyona geliyor.)

🛠 Bu anlam, lokomotifsiz, birlikte hareket eden metro vagonlarını ifade eder.

 

– T’as fini ton exposé pour demain ?
– Pff… je rame grave ! Mon cerveau rame aussi… mais on va y arriver ! 😅💪

– Yarınki sunumunu bitirdin mi?
– Off… fena halde zorlanıyorum! Beynim de yavaş ilerliyor… ama başaracağız!

 

Galérer fiilinin detaylı açıklaması için tıkla.

 

Tu n’as qu’à

Synonyme : Il te suffit de, Il serait mieux, tu devrais

Fransızcada “n’avoir qu’à” ifadesi, birine öneri veya yönlendirme yapmak için kullanılır. Ancak bu sadece sıradan bir tavsiye değildir. Bu yapı, “Bunu yapmak çok da zor değil, yapabilirsin.” anlamını da içinde barındırır. Yani, verilen öneri gerçekçi, ulaşılabilir ve büyük bir çaba gerektirmeyen bir şeydir.

Anlamı: “Şunu yapsana, bari şunu yap, yapman gereken tek şey şu… !”

 

  • Tu n’as qu’à réviser maintenant ! (Tek yapman gereken şimdi ders çalışmak.)

-Le prof va faire un contrôle demain, mais je n’ai pas du tout révisé ! (Öğretmen yarın sınav yapacak ama ben hiç çalışmadım!)

– Eh bien, commence à réviser maintenant ! (O zaman şimdi çalışmaya başla.)

Burada anne, çocuğuna net bir çözüm sunuyor. Şu an çalışırsan sorun kalmaz, yapabileceğin basit bir şey! diyor.

 

  • Tu n’as qu’à mettre un pull.

-J’ai froid !

-Eh bien, si tu as froid, tu n’as qu’à mettre un pull.

Burada anne, çocuğuna basit bir çözüm sunuyor: Üşüyorsan kazak giy, sorun çözülsün.

 

  • Si tu t’ennuies tellement, t’as qu’à venir m’aider au lieu de glander, là. Tu pourrais te rendre utile un peu. (Madem bu kadar sıkılıyorsun, boş boş takılmak yerine bana yardım et bari. Biraz faydalı olabilirsin.)

Önemli nokta:
Bu yapı her özneyle kullanılabilir.

  • Il a froid, il n’a qu’à fermer la fenêtre. (Üşüyor, o zaman pencereyi kapatsa yeter.)

 

📍Dans une rue à Paris… (Paris’te bir sokakta…)

👩 Marie : Oh là là, je suis perdue… Je ne sais pas où est la Tour Eiffel !
👨 Lucas : Ce n’est pas grave ! Tu n’as qu’à utiliser Google Maps.
👩 Marie : Ah oui, bonne idée !

(Türkçesi)
👩 Marie : Ahh, kayboldum… Eyfel Kulesi’nin nerede olduğunu bilmiyorum!
👨 Lucas : Sorun değil! Sadece Google Maps’i kullanman yeterli.
👩 Marie : Ah evet, harika fikir!

error: İçerik Kopyalanamaz!