Yazar arşivi Lale

Orient-Express

Türkçe Çeviri

Orient Eskpresi (Şark Ekspresi), Avrupa’nın ilk lüks ve kıtalararası ekspresidir. Paris’ten ilk yolculuğuna 4 Ekim 1883’te çıkmıştır. Bu ilk yolculukta, Paris'ten Varna Limanı'na kadar trenle seyahat eden yolcular, oradan buharlı gemiyle İstanbul'a ulaşmıştır. Ünlü gezgin, muhabir ve yazar Edmond About bu seyahatle ilgili anılarını 1884 yılında yayımladığı De Ponteise à Stamboul isimli kitabında detaylı bir şekilde anlatmıştır. Asıl Paris-İstanbul seferleri 1888’de başlamıştır. Doğu Ekspresi; krallara, asilzadelere, diplomatlara, siyasetçilere, edebiyatçılara, casuslara ve birçok ünlüye Avrupa’da uçtan uca yol arkadaşlığı etmiştir. Bulgar Kralı Ferdinand, Fransız Cumhurbaşkanı Paul Dechanel, Belçika Kralı 2. Leopold, yazar Agatha Christie, casus Mata Hari ve arkeolog, asker ve diplomat Thomas Edward Lawrence bu ünlülerden bazılarıdır.

Farklı zaman periyotlarında farklı güzergahlar izlese de bu efsanevi trenin en ünlü istasyonları Paris ve İstanbul olmuştur. Orient Ekspres ile İstanbul’a gelen yolcuların konaklama ihtiyacını karşılamak üzere 1895’te Pera Palas Hotelin inşası tamamlanmıştır. Bu hotel aynı zamanda Agatha Christie’nin 1933’te, “Doğu Ekspresi’nde Cinayet” adlı romanını kaleme aldığı hoteldir. Yazar 1934’te yayımladığı bu romanda, İstanbul’a 70 kilometre uzaklıkta Orient Ekspres’te işlenen gerçek bir cinayetten esinlenmiştir.

Tren Viyana, Budapeşte, Milano ve Venedik gibi gözde şehirlerden geçerek, yaylı arabayla 2-3 ay süren bir yolculuğu, 80 saate kadar indirerek İstanbul’a gelmekteydi. I. Dünya Savaşı sırasında seferleri durdurulan tren, 1919 yılında yeniden seferlerine başlamış, lakin güzergahtan Almanya ve Avustralya istasyonları çıkarılmıştı. Böylece yolculuk süresi de 58 saate inmişti. Ekstra ilginç bir bilgi olarak, I. Dünya Savaşını İtilaf Devletleri ile Almanya arasında sona erdiren anlaşma, ekspresin 2419 numaralı vagonunda imzalandı. Daha sonra 2419 numaralı vagon tarihi öneminden dolayı Fransızlar tarafından müzeye alındı.  Yine II. Dünya Savaşı sırasında da seferler kesintiye uğramak zorunda kaldı ve savaştan sonra da çeşitli kısıtlamalara maruz kaldı ve zamanla önemini yitirdi. 2419 numaralı vagonla alakalı ek olarak, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya Fransa'yı işgal edince Hitler aynı vagonda bu defa Fransızların teslim anlaşması imzalamasını istedi. Vagon müzeden çıkarıldı, anlaşma imzalandı ve bu vagon Almanya'ya götürüldü. 1945 yılında Almanya'nın teslim olmasından kısa bir süre önce vagon imha edildi ve böylece Almanya bu tarihi vagonda kendi aleyhine ikinci bir teslim anlaşması ihtimalinden kurtuldu.

Fransız demiryolu işletmesi Wagons-Lits’e ait olan Orient Ekspres’in İstanbul’a son seferi 1977 yılında yapılmıştır. Bu tarihten sonra sürekli kısalan hatta en son 2009 Aralık’ta Strasbourg-Viyana hattı olarak son sefer yapılmıştır. Bugün halen, 1982 yılında kurulan Belmond isimli başka bir demiryolu şirketine ait Orient Ekspres, Londra-Paris-İstanbul güzergahını izleyerek yılda bir kez sadece eylül ayında İstanbul’a uğramaya devam etmektedir.

English Translation

Orient Express is Europe's first luxury and intercontinental Express. It made its first journey from Paris on October 4, 1883. On this first trip, passengers traveling by train from Paris to Port of Varna reached Istanbul by ship from there. Famous traveller, reporter and writer Edmond About narrated his memories of this trip in detail in his book De Ponteise à Stamboul, published in 1884. The actual Paris-Istanbul services started in 1888. Orient Express has been an end-to-end travelling companion in Europe for kings, nobles, diplomats, politicians, literati, spies and many celebrities. Bulgarian King Ferdinand, French President Paul Dechanel, King of Belgium Leopold II, writer Agatha Christie, spy Mata Hari and archaeologist, soldier and diplomat Thomas Edward Lawrence are some of these celebrities.

Although it has different routes in different time periods, the most famous stations of this legendary train have been Paris and Istanbul. The construction of the Pera Palas Hotel was completed in 1895 to meet the accommodation needs of the passengers coming to Istanbul with Orient Express. This hotel is also the hotel where Agatha Christie wrote her novel "Murder on the Eastern Express" in 1933. In this novel she published in 1934, the author was inspired by a real murder committed at Orient Express 70 kilometres from Istanbul.

The train had been reaching Istanbul in 80 hours, passing through popular cities such as Vienna, Budapest, Milan and Venice. The train, whose services were stopped during World War I, started again in 1919, but Germany and Australia stations were removed from the route. Thus, the travel time was reduced to 58 hours. Here as an interesting anecdote, the treaty that ended World War I between the Entente States and Germany was signed in the express's wagon numbered 2419. Later, the wagon numbered 2419 was taken to a museum by the French because of its historical importance. During World War II, the train service had to be interrupted again, and after the war, it was subject to various restrictions and lost their importance over time. In addition, during World War II when Germany invaded France, Hitler asked the French to sign a surrender treaty in the same wagon again. The wagon was taken out of the museum, the treaty was signed and this wagon was taken to Germany. Shortly before Germany surrendered in 1945, the wagon was destroyed, thus avoiding the possibility of a second surrender treaty in this historical wagon.

Orient Express, which belongs to the French railway company Wagons-Lits, was made its last travel to Istanbul in 1977. After this date, its route was shortened continuously and the train made its last service along the route Strasbourg-Vienna in December 2009. Today, Orient Express, belonging to another railway company called Belmond, which was founded in 1982, continues to visit Istanbul only once a year, in September, following the London-Paris-Istanbul route.

 

Orient Express est le premier train de luxe et intercontinental d’Europe. C’était son premier voyage de Paris le 4 octobre 1883. Lors de celui-ci, les passagers voyageant en train de Paris au port de Varna ont atteint Istanbul par bateau à vapeur. Le célèbre voyageur, reporter et écrivain Edmond About a décrit en détail ses souvenirs de ce voyage dans son livre “De Ponteise à Stamboul”, publié en 1884. Les principaux voyages Paris-Istanbul ont commencé en 1888. Orient Express a été un compagnon de voyage de bout en bout en Europe pour les rois, les nobles, les diplomates, les politiciens, les lettrés, les espions et de nombreuses célébrités. Le roi bulgare Ferdinand, le président français Paul Dechanel, le roi de Belgique Léopold II, l’écrivain Agatha Christie, l’espionne Mata Hari et l’archéologue, soldat et diplomate Thomas Edward Lawrence font partie de ces célébrités.

Bien qu’il suive des itinéraires différents à différentes périodes, les gares les plus célèbres de ce train légendaire ont été Paris et Istanbul. En 1895, l’hôtel Pera Palas a été construit pour répondre aux besoins d’hébergement des voyageurs de l’Orient Express à Istanbul. Cet hôtel est également l’hôtel où Agatha Christie a écrit son roman “Le Crime de l’Orient Express” en 1933. Dans ce roman, publié en 1934, l’auteur s’est inspiré d’un véritable meurtre commis à Orient Express, à 70 kilomètres d’Istanbul.

Le train avait atteint Istanbul en 80 heures, traversant des villes populaires telles que Vienne, Budapest, Milan et Venise. Le train dont les voyages ont été arrêtés pendant la Première Guerre mondiale, a repris ses voyages en 1919. Mais les gares d’Allemagne et d’Autriche ont été retirées de l’itinéraire. Ainsi, le temps de trajet a été réduit à 58 heures. Voici une anecdote intéressante, le traité qui a mis fin à la Première Guerre mondiale entre la Triple-Entente et l’Allemagne a été signé dans le wagon numéro 2419 du train. Plus tard, il a été apporté au musée par les Français en raison de son importance historique. Pendant la Seconde Guerre mondiale, Les voyages ont dû être à nouveau arrêté et après la guerre, ils ont été soumis à diverses restrictions et ont perdu de leur importance au fil du temps. En outre, pendant la Seconde Guerre mondiale, lorsque l’Allemagne a envahi la France, Hitler a demandé aux Français de signer à nouveau un traité de reddition dans le même wagon. Le wagon a été sorti du musée, le traité a été signé et ce wagon a été emmené en Allemagne. Peu de temps avant la reddition de l’Allemagne en 1945, le wagon a été détruit, évitant ainsi la possibilité d’un second traité de reddition dans ce wagon historique.

Orient Express, qui appartient à la compagnie ferroviaire française Wagons-Lits, a effectué son dernier voyage à Istanbul en 1977. Après cette date, son itinéraire a été raccourci en continu et le train a effectué son dernier voyage Strasbourg-Vienne en décembre 2009. Aujourd’hui, Orient Express, appartenant à une autre compagnie de chemin de fer appelée Belmond, qui a été fondée en 1982, continue de visiter Istanbul une fois par an, en septembre, en suivant la liaison Londres-Paris-Istanbul.

Günün Bilgisi: Décider de / Se décider à / Etre decidé à

 

Décider de + infinitif

Bu fiil karar almak anlamına gelmektedir.

  • J’ai décidé de suivre mes rêves et mes passions.

(Hayallerimi ve tutkularımı takip etme kararı aldım.)

  • J’ai décidé d’arrêter de fumer, j’espère que je vais réussir.

(Sigarayı bırakma kararı aldım. Başaracağımı umut ediyorum.)

 

Se décider à + infinitif

Karar vermek anlamına gelmektedir.

  • Je me suis décidé à partir à la rencontre de mes abonnés.

(Abonelerimle buluşmaya karar verdim.)

Bu iki fiilin arasındaki fark tam olarak nedir?

Aujourd’hui, j’ai décidé de partir. (Bugün gitme kararı aldım.)

(Le 1er cas avec ‘de’ est une simple décision.)

Bu kararı önceden de düşünüyor olabilir anlık bir kararda olabilir. Genel bir karar söz konusudur.

Aujourd’hui, je me suis décidé à partir. (Bugün gitmeye karar verdim.)

Bu cümlede gitme isteği uzun zamandır var ya da bu karardan tereddüt ediyor. Ama sonunda kendini gitmek için ikna ediyor.

 

Je n’arrive pas à décider. (Karar veremiyorum.)

Bu cümleye genel bir anlam katıyor. Yani bu kişi karasız biri olabilir ya da asla karar veremeyen biri de olabilir.

 

 Je n’arrive pas à me décider. (Karar veremiyorum.)

Bu cümlede ise kararsızlık fikrini vurguluyoruz. Yani seçim yapamıyor. Tereddüt yaşıyor olabilir.

 

  • J’ai décidé de faire une pause dans mon travail. (İşime ara verme kararı aldım.)

Bu karar, ani verilmiş bir karardır.

 

  • Je me suis décidé à te dire bonjour. (Sana günaydın deme kararı verdim.)

Bu cümlede, günaydın demek istemesi zaten kafasında vardı ve o anı bekliyordu.

 

Être décidé à + infinitif

Kararlı olmak anlamına gelmektedir.

 

  • Il est bien décidé. Il ne changera pas d’idée. (O oldukça kararlı. Fikrini değiştirmeyecek.)

 

  • C’est décidé. (Karar verildi.)

 

  • Je suis décidé à m’installer à Lyon, rien ne me fera changer d’avis.

(Lyon’a yerleşmeye kararlıyım. Hiçbir şey fikrimi değiştiremez.)

 

Günün Bilgisi: Merci pour… ou Merci de…?

Quelle est la différence d’usage entre « merci de » et « merci pour » ?

‘De’ veya ‘pour’ edatının arasındaki fark belli kurallarla oluşmaktadır. Ama günlük konuşmada bu kurallara bazen uyulmadığını görebilirsiniz. ‘De ve pour’  kullanım yerleri karıştırılabiliyor.

Merci + de + Infinitif

(Merci De est suivi d’un verbe a l’infinitif.)

‘Merci de’ sonra fiil mastar haliyle gelir.

• Merci de patienter. (Lütfen sabırlı olun.)

• Merci de ne pas parler pendant la présentation. (Lütfen sunum sırasında konuşmayınız.)

• Merci d’être là pour moi. (Benim için burada olduğu için teşekkürler.)

• Merci d’être dans ma vie. (Hayatımda olduğun için teşekkürler.)

Merci + de + Infinitif Passé

• Merci d’avoir écrit cette lettre. (Bu mektubu yazdığın için teşekkürler.)

• Merci de m’avoir écouté. (Beni dinlediğiniz için teşekkürler.)

• Merci d’être venu(es). (Geldiğiniz için teşekkürler.)

• Merci d’avoir fait ce gâteau. (Bu pastayı yaptığın için teşekkürler.)

 

Merci + de/pour+ un nom

 (Merci est suivi d’un nom.)

• Merci de/pour ta visite. (Ziyaretin için teşekkürler.)

• Merci de/pour votre compréhension. (Anlayışınız için teşekkürler.)

 

Attention:

Merci + de+ un nom abstrait

(DE est plus souvent utilisé avec un nom abstrait.)

‘Merci de’ kalıbından sonra genellikle soyut bir isim gelir. 

Merci de votre attention. (İlginiz için teşekkürler.)

• Merci de ta confiance. (Güvenin için teşekkürler.)

• Mercie de vos bonnes intentions. (İyi niyetiniz için teşekkürler.)

• Mercie de votre aide. (Yardımınız için teşekkürler.)

Merci + pour+ un nom concret

(Pour est plus souvent utilisé avec un nom concret.)

‘Merci pour’ kalıbından sonra genellikle somut bir isim gelir.

• Merci pour ton message. (Mesajın için teşekkürler.)

• Merci pour votre bouquet de tulipes. (Lale buketi için teşekkürler.)

• Merci pour le repas. (Yemek için teşekkürler.)

• Merci pour le cadeau. (Hediye için teşekkürler.)

 

Günün Bilgisi: Vite ou Rapide: Comment choisir?

Bu iki kelime aynı anlama gelmektedir. Cümle içinde ‘hızlı’ anlamındadır. Birçok kişi bu iki kelimenin kullanım yerlerini karıştırmaktadır.

‘Rapide’ ve ‘vite’ cümle içinde aynı göreve sahip değildir.

Rapide:

Rapide bir sıfattır. Yani bir ismi niteler.

une voiture rapide. (hızlı araba)

• Le TGV est un train rapide. (TGV hızlı bir trendir.)

Elles sont très rapides. (Onlar çok hızlı.)

• Le guépard est  l’animal le plus rapide. (Çita en hızlı hayvandır.)

Vite :

Vite bir zarftır. Bu yüzden bir fiili niteler. Vite yerine ‘rapidement’ kullanabilirsiniz.

• Tu manges trop vite. (Çok hızlı yiyorsun.)

• Il court vite/rapidement. (O hızlı koşuyor.)

• Votre smartphone se décharge trop vite ? Voici les solutions.

(Telefonunuzun şarjı çok hızlı mı bitiyor? İşte çözüm.)

Pierre de Ronsard Traduction par Orhan Veli

Türkçe Çeviri

Orhan Veli'den Pierre de Ronsard Çevirisi 

Pierre De Ronsard kimdir?

Fransız Rönesans edebiyatının en ünlü temsilcilerinden biridir. 16. yüzyılın ünlü Fransız şairidir. Fransız edebiyatında özellikle dil ve şiir alanında yenilik hareketini temsil eden yedi şairin meydana getirdiği ‘Pléiade’ adlı topluluğun üyelerinden birisidir. Aşk acısı, gençlik ve ölüme ilişkin temaları işlediği “sonnet” tarzı pastoral şiirleriyle bilinmektedir.

Sonet (Sonnet) nedir?

Özel bir uyak düzeni olan nazım şeklidir. On dört mısradan yani iki dörtlük ve iki üçlükten oluşur. Bu şiir biçimini ilk olarak İtalyanlar kullanmıştır. Türk edebiyatında da birçok şair sone tarzı şiirler yazmıştır.

English Translation

Pierre de Ronsard Translation by Orhan Veli

Who is Pierre De Ronsard?

It is one of the most famous representatives of French Renaissance literature. He is a famous French poet of the 16th century. He is one of the members of the group called 'Pléiade', which was created by seven poets representing the innovation movement especially in the field of language and poetry in French literature. He is known for his "sonnet" style pastoral poems in which he has treated themes of pangs of love, youth and death.

 What is Sonnet?

It is a form of verse with a special rhyme. It consists of fourteen verses, i.e. two tetrastichs and two tiercets. Italians first used this form of poetry. Many poets in Turkish literature have also written sonnet-style poems.

Qui est Pierre De Ronsard?

Il est l’un des représentants les plus célèbres de la littérature française de la Renaissance. Il est un célèbre poète français du XVIe siècle. Il fait partie du groupe appelé «Pléiade», créé par sept poètes représentant le mouvement de l’innovation notamment dans le domaine du langage et de la poésie dans la littérature française. Il est connu pour ses poèmes pastoraux de style “sonnet” dans lesquels il a traité des thèmes de douleurs d’amour, de jeunesse et de mort.

Sonnet, Qu’est-ce que c’est?

C’est une forme de vers avec une rime spéciale. Le sonnet comprend quatorze vers : deux quatrains (qui forment un huitain) et deux tercets (sizain). Les Italiens ont d’abord utilisé cette forme de poésie. De nombreux poètes de la littérature turque ont écrit des poèmes de style sonnet.

 

 

Günün Bilgisi: « Continuer à » ou « Continuer de »?

Kullanım yerleri :

1) Fransız Akademisi’ne görede’ edatı daha edebi ve formel bir kullanımdır. ‘à’ edatı ise daha popüler, günlük dilde tercih edilir. Bir anlam farkı oluşmamaktadır.

 

2) İki edatın anlamı ile ilgili olarak, “continuer à” genellikle zaman içinde süren bir eylemi tanımlamak için kullanılır. “Continuer de” ise bir alışkanlığı ifade etmektedir

Arkadaşınız bir sigara yaktı ve bitirmesini bekliyorsunuz. Sigara içme sürecinin devam ettiğini belirtmek için :

• Elle continue à fumer.(Sigara içmeye devam ediyor.)

–action qui dure /devam eden süreç –

Eğer arkadaşınızın sigara içme alışkanlığından bahsetmek istiyorsanız :

• Elle continue de fumer.(Sigara içmeye devam ediyor.)

–habitude de fumer/ içme alışkanlığı –

• Tu continues de parler grossièrement.(Kaba konuşmaya devam ediyorsun.)

persister dans les habitudes grossières / kaba konuşma alışkanlığında ısrar etmek –

• Elles continuent à parler. (Onlar konuşmaya devam ediyor.)

–action qui dure- devam eden süreç–

 

3) İki ünlü ses yan yana geldiğinde telaffuzdan kaynaklı ‘de’ edatı tercih edilir. Günlük ifadelerinizi daha akıcı hale getirmenin ince bir yoludur.

il a continué à amener les enfants à l’écol yerine :

• Elle a continué d’amener les enfants à l’école. (Çocukları okula getirmeye devam etti.)

• j’ai continué d’appeler. (Aramaya devam ettim.)

 

4) ‘De’ sesiyle başlayan fiillerde aynı şekilde telaffuzdan kaynaklı durumlarda tekrardan kaçınmak  için à’ edatı kullanılır.

• Il continue à demander la même chose.

–pour éviter la répétition ‘de demander’/ iki kez ‘de’ sesinden(de demander) kaçınmak için–

 

Günün Bilgisi: C’est facile et difficile de / facile et difficile à

C’est facile et difficile à

Bu kalıplardan sonra sadece mastar fiil gelebilir.

•  C’est facile à dire. (Söylemesi kolay.)

• C’est difficile à comprendre. (Anlaması zor.)

• C’est facile à faire. (Yapması kolay.)

 

C’est facile et difficile de

Bu kalıplardan sonra fiilin mastar hali ile birlikte nesne gelmelidir.

• C’est facile de faire le thé. (Çay yapması kolaydır.)

•C’est difficile d’avoir l’air parfait. (Mükemmel görünmek zordur.)

• C’est facile d’être la fée des dents. (Diş perisi olmak kolay.)

Günün ifadesi : Je m’en moque, Je m’en fiche …

Je m’en moque.

Je m’en fiche.

Ça m’est égal.


Je m’en fous.

Je m’en tape.

Je m’en balance.

Je m’en bats.

Anlamı nedir?

Fransızcada ‘umurumda değil, boş versene, beni ilgilendirmez, benim için problem değil’ anlamlarına gelen birkaç ifade kullanılmaktadır. Peki hangi ifade hangi durumlarda kullanmalıdır: Fransızcada 3 farklı dil türü vardır (langage courant (günlük dil), soutenu (resmi), familier (samimi)). Bu türlere göre ifadeler bulunmaktadır.

Örnek:

Je m’en moque. (Langage courant -günlük dil-)

(Ça ne m’intéresse pas, ça ne me touche pas, ce n’est pas grave)

• Je vais probablement avoir des problèmes, mais je m’en moque.

(Muhtemelen başım belaya girecek fakat umurumda değil.)

Je m’en fiche. (C’est un peu familier)

• -Elle te critique souvent.

-Je m’en fiche.

(-Sürekli seni eleştiriyor. -Umurumda değil.)

Ça m’est égal (C’est plus courant)

• -Vous voulez un thé ou un café ?

-Moi, Ça m’est égal !

(-Kahve mi çay mı isterseniz? -Fark etmez!)

Je m’en tape – Je m’en balance (Familier -samimi dil-)

• Franchement, je m’en tape.

(Açıkçası umurumda değil.)

Je m’en fous (C’est trop grossier -oldukça kaba-)

Je m’en bats (C’est grossier -kaba-)

• Je suis heureux, le reste je m’en fous.

(Mutluyum gerisi umurumda değil.)

 

Günün ifadesi: C’est le bordel

C’est le bordel!

Anlamı nedir ?

Bordel kelime anlamı olarak ‘genelev’ demektir.  C’est le bordel Fransızca’da sokakta ya da sanal ortamda çok fazla duyacağınız bir ifadedir. Gerçek anlamının yanında mecazi olarak bir şeyin dağınık, düzensiz, karmakarışık olduğunu ya da olumsuz bir durumu, felaketi, kaosu belirtmek için kullanılmaktadır.

 

Örnek:

 

  • Ma chambre, c’est le bordel ! Il y’en a partout.

 

(Odam çok dağınık. Her şey her yerde.)

 

  • La circulation est dense. Il y a monde partout. C’est le bordel.

 

(Trafik çok yoğun. Her yerde bir sürü insan var. Bu ne karmaşa!)

 

  • Dès que je pars, c’est le bordel.

 

(Ben gider gitmez her şey altüst oldu.)

 

  • Les feux tricolores sont en panne, c’est le bordel !

Les feux tricolores = les feux de signalisation

(Kırmızı ışık bozuk, bu bir felaket!)

error: İçerik Kopyalanamaz!