Avoir l’air

Avoir l’air

Bu fiil “gibi görünmek” anlamına gelmektedir. Kendisinden sonra sıfat, isim veya yalın halde fiil gelebilir.

Synonyme : sembler, paraître

Avoir l’air + adjectif

 Bu ifade “sembler ya da paraître” anlamında kullanıldığında, ifadeden sonra gelen sıfat öznenin cinsine ve niceliğine göre uyumlu olmalıdır.

  • Elle a l’air heureuse. (Mutlu gibi görünüyor.)
  • Il a l’air heureux. (Mutlu gibi görünüyor.)
  • Ils ont l’air inquiets. (Endişeli gibi görünüyorlar.)
  • Nous avions l’air fâché(e)s. (Kızgın görünüyorduk.)
  • Tu as l’air triste, ça va ? (Üzgün görünüyorsun, iyi misin ?)

⇒ Bazen sıfatın özneye uyumlu olmadığı durumlarla da karşılaşılabilir. Söz konusu bir kişi ya da canlı bir varlık olduğunda, uyumu özneye ya da “l’air” göre yapma seçimi bize bırakılmıştır. Her iki yapı da doğrudur.

  • Cette fille a l’air dangereuse. (“dangereuse” sıfatı özneyle bağlantılıdır. Vurgu özneye yapılır.)
  • Cette fille a l’air dangereux. (« dangereux »sıfatı « air » ile bir niteleme sıfatı oluşturur.)

Cansız varlıklar için yukarıda bahsedilen kural geçerli değildir. Özneye göre uyum yapılmalıdır.

  • Ce plat, ça a l’air bon. (Bu yemek lezzetli görünüyor.)
  • Ces pommes ont l’air bonnes. (Bu elmalar lezzetli görünüyor.)
  • Ça a l’air bizarre. (Garip görünüyor.)
  • Avoir l’air vieux serait un signe d’un cœur en mauvaise santé. (Yaşlı görünmek sağlıksız bir kalbin işareti olabilir.)
  • Pour avoir l’air plus mature, rien de mieux qu’une bonne coupe de cheveux. (Daha olgun görünmek için iyi bir saç kesiminden daha iyi bir şey yoktur.)

 

Avoir l’air + adjectif + de + nom

 “Avoir l’air” ifadesinin ardından “de”, “des” veya “qui” ile bağlanmış “l’air” ismine ilişkin bir tamamlayıcı ifade de geliyorsa, bu tamamlayıcıdan önceki sıfat, öznesi ne olursa olsun her zaman “l’air” ismine göre, yani masculin uyum yapılır.

  • Elle a l’air innocent d’une enfant. (Bir çocuk gibi masum görünüyor.)
  • Avec cette chemise, elle a l’air vieux d’une femme de 80 ans. (Bu gömlekle 80 yaşında yaşlı bir kadın gibi görünüyor.)
  • Elle a l’air heureux d’une personne qui a une bonne nouvelle. (İyi haber alan biri gibi mutlu görünüyor.)

 

Avoir l’air de/d’ + nom

  • Il avait l’air d’un prince. (Prens gibi görünüyordu.)
  • Ça a l’air de très bonne qualité. (Bayağı kaliteli görünüyor.)
  • Il a l’air d’un idiot. (Bir aptala benziyorsun.)

 

Avoir l’air de + infinitif

  • Ça a l’air de fonctionner ! (Çalışıyor gibi görünüyor!)
  • Elle a l’air de souffrir. (Acı çekiyor gibi görünüyor.)
  • Tu as l’air de savoir de quoi je parle. (Neden bahsettiğimi biliyor gibisin.)
  • Ils ont l’air de passer de bons moments. (İyi vakit geçiriyor gibiler.)
  • Il a l’air de vouloir rester dans ce coin-là. (O köşede kalmak istiyor gibi görünüyor.)
  • Vous n’avez pas l’air d’avoir soif. (Susamış gibi görünmüyorsunuz.)

 

Sans en avoir l’air : “-meksizin”

Kalıplaşmış bir ifade olan “sans en avoir l’air” cümle içinde “-madan, -maksızın” anlamlarını verir.

  • Comment dire non sans en avoir l’air ? (Hissettirmeden nasıl hayır deriz?)
  • Voici cinq mots pour se plaindre sans en avoir l’air. (Öyle görünmeden şikâyet etmek için on kelime.)
  • Dans le bus, on peut également travailler ses muscles abdominaux sans en avoir l’air. (Otobüste karın kaslarınızı da öyle görünmeksizin çalıştırabilirsiniz.)

Yazar hakkında

Mia administrator

Bir cevap yazın

error: İçerik Kopyalanamaz!